Ana Sayfa  Yazar Hakkında Site Haritası Download E-mail Linkler

Karma İnancında Dünya Hayatı

Daha önce de belirtildiği gibi Karma inancına göre bu dünya hayatında iyilik yapan bir sonraki hayatında iyilikle, kötülük yapan ise kötülükle karşılık bulacaktır. Dolayısıyla Karma inancında dünya hayatı, bir önceki hayatın bir sonucu ve bir sonraki dünya hayatının nedenidir. İlk bakışta, ölümden sonraki yeni hayata dair bu beklentinin, Karma inancına sahip insanların güzel davranışlarda bulunmalarına sebep olacağı düşünülebilir. Yani Karma felsefesine inanan insanların, bir sonraki hayatlarında iyilikle ve güzellikle karşılık bulmak için güzel davranışlar göstermeye, kötülüklerden uzak durmaya çalışacaklarına inanılabilir.

"Ey kavmim, Allah'a kulluk edin, sizin O'ndan başka ilahınız yoktur. Doğrusu ben, sizin için büyük bir günün azabından korkmaktayım."
(Araf Suresi, 59)
"Göklerin ve yerin gaybı Allah'ındır, bütün işler O'na döndürülür;
öyleyse O'na kulluk edin ve O'na
tevekkül edin..."
(Hud Suresi, 123)

Ancak, samimi olarak güzel ahlaklı olmaya karar vermeyen bir insan için, Karma inancının ciddi anlamda bir teşvik etkisi yoktur. Karma'da insanlar bu hayat çemberinin sayısız olduğuna ve her ölümden sonra mutlaka tekrar dirileceklerine inandıkları için, önlerinde sayısız şans olduğunu sanmaktadırlar. Dolayısıyla bir insan herhangi bir kötülük yapmaya kalktığında, "bir sonraki hayatımda daha kötü bir hayatla yaşasam bile, bunu sonraki hayatımda telafi edebilirim" diye düşünebilmektedir. Bu nedenle, böyle çürük temeller üzerine kurulu bir anlayış insanları kötülüklerden alıkoymaya yeterli olmamaktadır. Çünkü dünya hayatına bağlılık insanların büyük bir bölümünün önemli bir zaafıdır. Reenkarnasyon gibi batıl bir fikre inanmalarının en önemli sebebi de bu bağlılıkları ve dünya hayatından hiçbir şekilde vazgeçememeleridir. İnsanların davranışlarını köklü bir şekilde düzelterek, güzel ahlakı yaşamaları ise, ancak bu dünya hayatının gerçek anlamını kavramalarıyla mümkün olur.

Dünya hayatının gerçek yönünü bilen bir insan, kendisini ve tüm evreni var eden, onu koruyan ve esirgeyen Rabbimize kulluk için yaratıldığını, her yaptığından, her konuşmasından ve düşüncesinden Allah'a karşı sorumlu olduğunu ve ölümünden sonra O'na hesap vereceğini bilir. İnsanların Allah'a kulluk için yaratıldıkları Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmektedir:

Ey insanlar, sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize kulluk edin ki sakınasınız. (Bakara Suresi, 21)

İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'ndan başka ilah yoktur. Herşeyin Yaratıcısıdır, öyleyse O'na kulluk edin. O, herşeyin üstünde bir vekildir. (Enam Suresi, 102)

Allah'ın gücünü takdir edebilen, Allah'ın azaplandırmasından korku duyan müminler, yalnızca Allah'a kulluk eder, O'nun emirlerine kayıtsız şartsız uyar, kötülüklerden sakınarak Rabbimizi hoşnut edecek davranışlarda bulunurlar. Müminlerin Allah'tan korkup sakınmaları ve bundan dolayı gördükleri güzel karşılık Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmektedir:

Ey insanlar, Rabbinizden korkup-sakının ve öyle bir günün azabından çekinip-korkun ki, (o gün hiç) bir baba, çocuğu için bir karşılık veremez ve (hiç) bir çocuk da babası için bir şeyi verebilecek (durumda) değildir. Şüphesiz Allah'ın va'di haktır. Artık dünya hayatı sizi aldatmaya sürüklemesin ve aldatıcı(lar) da sizi Allah ile aldatmasın. (Lokman Suresi, 33)

De ki: "Size bundan daha hayırlısını bildireyim mi? Korkup sakınanlar için Rablerinin katında, içinde temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler, tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah, kulları hakkıyla görendir." (Al-i İmran Suresi, 15)

Allah'tan korkup sakınan müminler, hayatları boyunca Allah'a olan kulluk görevlerini yerine getirmek, sonsuz ve acı bir azaptan korunmak için ibadetlerinde ve güzel ahlak göstermekte kararlı olurlar. Nitekim Allah Kuran'ın birçok ayetinde, ibadetlerin, kulluğun, güzel amellerin ve ahlakın sürekli olmasını teşvik etmiştir:


İman eden insan, dünyadaki her güzelliğin geçici olduğunu bilir. Bundan üç-beş yüzyıl önce ihtişam içinde yaşamış olan insanların her birinin dünyadan ayrıldığını ve o ihtişamdan geriye sadece ıpıssız harabeler kaldığını aklından çıkarmaz. Bunun sonucunda da dünyadaki vaktini Allah'ı hoşnut edecek davranışlarda bulunarak geçirir

Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur, itaat-kulluk da (din de) sürekli olarak O'nundur. Böyleyken Allah'tan başkasından mı korkup-sakınıyorsunuz? (Nahl Suresi, 52)

Mal ve çocuklar, dünya hayatının çekici-süsüdür; sürekli olan 'salih davranışlar' ise, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, umut etmek bakımından da daha hayırlıdır. (Kehf Suresi, 46)

Allah, hidayet bulanlara hidayeti artırır. Sürekli olan salih davranışlar, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlı, varılacak sonuç bakımından da daha hayırlıdır (Meryem Suresi, 76)

Ki onlar, namazlarında süreklidirler. (Mearic Suresi, 23)

Sonuç olarak bir insanın gerçek anlamda üstün bir ahlaka sahip olmasının, çıkarları ile çatışsa dahi güzel ahlaktan taviz vermemesinin tek yolu, Allah'a karşı güçlü bir sevgi ve bağlılığı olması, O'ndan korkup sakınması ve O'na kullukta kararlı olmasıdır. Aksi takdirde, her insanın kendine ait birtakım güzel özellikleri olabilir; ancak bunlar ya sayılıdır, ya kısa sürelidir veya bazı koşullara bağlıdır. Karma felsefesinde de insanlara bazı güzel davranışlar tavsiye edilmektedir. Ancak bunların sürekli olması mümkün değildir, çünkü insanın her şartta iyilik yapması için Allah'a iman etmesi, yaptığı herşeyi O'nun rızası için yapması, O'nu tanıyıp takdir etmesi ve O'ndan korkup sakınması gerekir.

KURAN'DA DÜNYA HAYATININ BİR DENEME YERİ OLDUĞUNU BİLDİRİR

Kuran'da dünya hayatının bir kere yaşanacağı ve bu hayatın amacının insanların sonsuz hayatları için denenmeleri olduğu bildirilmektedir. Yani insanların ölümü gördükten sonra bir daha dünyaya dönüp, yaptıkları hataları telafi etme imkanları yoktur. Allah, dünya hayatının amacının ne olduğunu bir ayetinde şöyle bildirir:

O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)

Dünya hayatı her insan için, Allah'ın karşısına çıkardığı olaylarla denendiği, güzel ahlak gösterip göstermeyeceğinin sınandığı bir imtihan yeridir. Allah Kuran'da insanların "iman ettik demekle bırakılmayacaklarını ve mutlaka sınanacaklarını" bildirmektedir. (Ankebut Suresi, 2)

Bir insanın hayatı boyunca karşısına çıkan hiçbir olay tesadüfi değildir. Hepsi Allah'tan bir deneme olarak yaratılmıştır ve kaderinde en küçük ayrıntısına kadar yazılmıştır. Örneğin bir insanın zengin veya ünlü olması o insanın -Karma inancında olduğu gibi- sözde geçmiş hayatında yaptığı iyiliklerin bir karşılığı değildir. Allah, o insanı zenginlik ve ün ile denemektedir. Önemli olan o kişinin sahip olduklarıyla şımarıp şımarmayacağı, nankörlerden mi yoksa şükredenlerden mi olacağıdır. Aynı şekilde fakirlik ve zorluk içinde yaşayan bir insanın da geçmiş hayatındaki kötülüklerinin karşılığını gördüğü yönündeki inanç batıldır. Allah bu insanı da zorluk ve sıkıntı ile denemektedir. Bu hayatın yaratılmasının nedeni ise, bu kişinin karşılaştığı zorluklar karşısında Allah'a tevekkül ederek güzel bir ahlak gösterip göstermeyeceğinin belli olmasıdır.

Kendisine dünya hayatında verilen bütün nimetlerin Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu bilen, bunlar için şükreden ve sahip olduğu herşeyi Kuran'da bildirilen sınırları koruyarak ve Allah'ın hoşnut olacağı şekilde kullanan insan, ahirette güzel bir karşılık almayı umabilir. Ancak bu nimetleri sahiplenip, onların Allah'ın bir lütfu olduğunu unutan, bunlarla kibirlenerek şımaran ve doğru yoldan saparak harama yönelen insanlar için ahirette kötü bir karşılık vardır. Çünkü her insan yaptığı kötülüğün veya iyiliğin karşılığını ahirette en adaletli şekilde alacaktır. Allah insanın sahip olduklarının kendisi için sadece bir deneme konusu olduğunu bir ayetinde şöyle haber verir:

Bilin ki, mallarınız ve çocuklarınız ancak bir fitnedir (deneme konusudur.) Allah yanında ise büyük bir mükafaat vardır. (Enfal Suresi, 28)


Dünya hayatı her insan için "göz açıp kapayıncaya kadar geçen" kısa bir imtihan yeridir. Allah tüm insanları, dünya hayatında karşılaştıkları olaylara verdikleri tepkiler ile denemektedir.

Ayette de bildirildiği gibi insan zorluk ve sıkıntılarla denenecektir. Bu sıkıntıların şiddeti ve şekli ise tamamen Allah'ın takdirine bağlıdır. Bu şekilde denenen insanların her koşul altında Allah'a tevekkül etmeleri, her zorluğun ve sıkıntının kendileri için bir hayır olduğunu düşünmeleri ve sabrederek Allah'tan razı olmaları gerekmektedir. Bu konu Kuran ayetlerinde şöyle bildirilmektedir:

Andolsun, Biz sizi biraz korku, açlık ve bir parça mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle imtihan edeceğiz. Sabır gösterenleri müjdele. Onlara bir musibet isabet ettiğinde, derler ki: "Biz Allah'a ait (kullar)ız ve şüphesiz O'na dönücüleriz." Rablerinden bağışlanma (salat) ve rahmet bunların üzerinedir ve hidayete erenler de bunlardır. (Bakara Suresi, 155-157)

Andolsun, mallarınızla ve canlarınızla imtihan edileceksiniz ve sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve şirk koşmakta olanlardan elbette çok eziyet verici (sözler) işiteceksiniz. Eğer sabreder ve sakınırsanız (bu) emirlere olan azimdendir. (Al-i İmran Suresi, 186)

Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir. Korkup-sakınmakta olanlar için ahiret yurdu gerçekten daha hayırlıdır. Yine de akıl erdirmeyecek misiniz? (Enam Suresi, 32)

Dünya hayatının gerçek yönünü düşünerek görebilen ve bu gerçeğe göre yaşayan insanlar ise, ölümlerinden sonra sonsuza kadar sürecek olan asıl hayatlarını büyük bir mutluluk ve huzur içinde geçireceklerdir. Bu, Allah'ın iman edenlere bir vaadidir. Ve sonsuz rahmet, şefkat ve merhamet sahibi olan Rabbimiz, hiçbir zaman vaadinden dönmez.